Kehf Suresi’nde Zulkarneyn, Yecüc, Mecüc ve Kehf Ehli’nin kıssaları
anlatılır. Her iki kıssada da Güneş’le ilgili dikkat çekici anlatımlar vardır. Bu
anlatımlar
Kuran’ın bütünü göz önüne alınarak ve ahir zamanda yaşanan olaylar kapsamında
incelendiğinde
karşımıza ilginç detaylar çıkıyor.
Konu hakkında detaylı bilgi vermeden önce Kuran ayetlerinin asıl manalarının dışında bir de işari anlamlarının olduğu hususunu hatırlatmakta fayda var. Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri, Şualar adlı eserinde Kuran’ın içerdiği işari anlamlar hakkında şöyle yazmıştır:
“Her bir âyetin müteaddit (birçok) mânâları vardır. Hem her bir mânâ küllîdir (kapsamlıdır); her asırda efradı (fertleri/bireyleri) bulunur. Bahsimizde bu asrımıza bakan yalnız mânâ-yı işârî (işaretlerle ifade edilen anlam) tabakasıdır (derecesidir). Hem o küllî (kapsamlı) mânada, asrımız bir ferttir (bireydir). Fakat hususiyet (özellik) kesb etmiş (kazanmış) ki, ona tarihiyle bakar.” (Şualar, Bir ihtar, 350. Sayfa)
Kehf ve Zulkarneyn kıssalarındaki ayetleri incelediğimizde “Güneş”le ilgili anlatımlarda dikkat çekici hususlar göze çarpıyor. 2019 yılının son aylarında ortaya çıkan ve dünya çapında kitlesel ölümlere neden olan Koronavirüs salgını ile bu kıssalarda bahsi geçen “Güneş” kelimesi arasında işari manası ile ele alındığında dikkat çekici bir bağ olduğunu görüyoruz.
Kehf Suresi’ndeki koronavirüse işaret eden ayetlere geçmeden önce Peygamberimiz (sav)’in ahir zamanda ortaya çıkacak olan ve “beyaz ölüm”le sembolize edilen hadislerine bakalım.
İmam Cafer Sadık şöyle dedi: “Mehdi’nin çıkışından önce iki tür ölüm olur. Kızıl ölüm ve beyaz ölüm… Kızıl ölüm kılıçlarla, beyaz ölüm ise salgın hastalık ile olur.” (Biharul Envar, 52/207)
Emirülmuminin Ali, Peygamberimiz (sav)in şöyle dediğini aktardı: “Korkunç katliam, hızlı ölüm ve tiksindirici salgın hastalık olacak… Derken alametler iyice artacak, hatta gördükleri dehşetten dolayı hayatta olan insanlar ölmeyi isteyecek. Helak olan rahatlayacak. Allah’ın hakkında hayır dilediği kişi ise kurtulacak. Sonra çocuklarımdan biri (Mehdi) çıkarak zulüm ve haksızlıkla dolan yeryüzünü adalet ve doğrulukla dolduracak.” (Mucemul Ehadis-i İmam Mehdi, Cild:3, Sayfa:141)
Peygamberimiz (sav), Hz. Mehdi’nin çıkışından önce çok sayıda insanın “Beyaz ölüm” olarak nitelendirilen bir salgın hastalıkla hayatını kaybedeceğini hadislerinde bildirmiştir. Hadiste geçen “Beyaz ölüm” koronavirüse işarettir çünkü bu virüs, “kızıl ölüm”ün aksine, kan akıtmadan büyük çaplı ölümlere sebep olmaktadır. Aynı zamanda Koronavirüs salgını ile mücadelede “beyaz” tulumlar, “beyaz” eldivenler, “beyaz” maskeler kullanılması da ahir zamanda çıkacak Koronavirüs salgınına sembolik olarak işaret etmektedir.
Hadislerin yanısıra ahir zamanda yaşanacağı bildirilen salgın hastalık olan Koronavirüse, Kuran-ı Kerim’deki Kehf ve Zulkarneyn kıssalarında da işaretler vardır. Bu kıssalardaki “Güneş” kelimesi işari manada Koronavirüs ile bağlantılıdır.
GÜNEŞ VE KORONAVİRÜS
1. “Korona” kelimesi yıldızların etrafında bulunan plazma halindeki “taç küre”nin İngilizce adıdır. Bizim Güneşimizin etrafındaki bu plazma özellikle Güneş tutulmalarında gözlenir. Uzay çok soğuk ve Güneş de çok sıcak olduğu için Güneşten çıkan iyonlar uzaya dağılırken ışınlar halini alır. Koronavirüsü mikroskop altında incelediğimizde ise şekil olarak Güneşten çıkan ışınlara benzer şekilde dış yüzeyinden dikenler çıkan bir küreye benzediğini görürüz. Koronavirüs evrensel olarak tam da bu şekilde, kürenin etrafından ışınlar saçan sembolle modellenmiştir.
Koronavirüsün bu ismi, Güneşe benzerliğinden dolayı alması, Kehf Kıssası’nda geçen “güneş” kelimesinin de Koronavirüsü temsil ettiğine bir işarettir. Ahir zamanda büyük salgına sebep olan Koronavirüsün, bundan 1400 yıl önce Kuran’da işari olarak anlatılması Kuran’ın büyük mucizelerinden biridir.
2. Kuran’da Şems kelimesi “Güneş” anlamıyla çeşitli yerlerde geçerken sadece Kehf Suresi 86. ayette yani Kuran’da tek bir yerde مَغْرِبَ الشَّمْسِ “mağribe’ş şemsi” şeklinde bir isim tamlaması olarak geçmektedir. Ve Kuran’da ‘Güneş’ kelimesinin bu şekildeki kullanımı, bilinen Arapça dilbilgisi kurallarından farklılık göstermektedir. Bu nedenle buradaki Güneş kelimesi ile bildiğimiz gök cismi Güneş’in dışındaki başka bir nesneden bahsedildiği anlaşılmaktadır.
Şimdi Kuran’daki bahsi geçen Kehf Ehli ve Zulkarneyn ile Yecüc Mecüc kıssalarının anlatıldığı ayetlerde Koronavirüse işaret olan hususları tek tek inceleyelim.
KURAN’DA KEHF VE ZULKARNEYN KISSALARINDA GEÇEN “GÜNEŞ” KELİMESİ KORONAVİRÜSE İŞARETTİR
AYET 1
“(Onlara baktığında) Görürsün ki, Güneş doğduğunda mağaralarına sağ yandan yönelir, battığında onları sol yandan keser-geçerdi ve onlar da onun (mağaranın) geniş boşluğundalardı…” (Kehf Suresi, 17)
Kuran’da Kehf Ehli’nin bir mağarada uzun zamanlar boyunca kaldıkları anlatılır. Kehf Ehli bu zaman içerisinde mağarada bir nevi izole durumdadır. Bu nedenle ayette Korona gibi salgın hastalıklardan korunmada en etkin yöntemin karantina olduğuna işaret vardır.
AYET 2
O da, bir yol tuttu. (Kehf Suresi, 85)
Bu ayette Koronavirüsün belli bir zamanda, belli bir yerde çıkacağına işaret vardır.
AYET 3
Nihayet (aracı) dik başlının saklandığı o yere (مَغْرِبَ الشَّمْسِ mağribe’ş şemsi) ulaşınca onu kara çamurlu bir gözede batmakta buldu, yanında bir kavim gördü. Zülkarneyn, onlara azap da edebilirsin, iyi muamelede de bulunabilirsin, dedik. (Kehf Suresi, 86)
Kehf Suresi 86. ayette geçen مَغْرِبَ الشَّمْسِ “mağribe’ş şemsi” yani “dikbaşlının saklandığı o yer” isim tamlaması Kuran Meallerinde “Güneşin battığı yer” olarak çevrilmiştir. Oysa Kuran’da sadece tek bir yerde ve sadece bu ayette geçen “mağribe’ş şemsi” isim tamlamasına bu anlamı vermek mümkün değildir. Çünkü;
1. “Mağribe’ş şemsi” ifadesi, bir kelime değil iki isimden oluşan bir isim tamlamasıdır ve bu ifadeye düz anlamı ile baktığımızda “içinde herhangi bir eylemin yapıldığı mekan ismi” anlatılmalıdır. O mekanda eylemi yapan “güneş”, yaptığı eylem ise “batmak”tır. Ancak biz şunu biliyoruz ki Güneş dünyanın hiçbir noktasında batmaz. Dünyamız döndüğü için Güneş bizim ufkumuzdan kaybolur. Bu nedenle burada batma eylemi yoktur. Şu durumda “mağribe’ş şemsi” kelimesini “güneşin battığı yer” olarak tercüme etmek doğru olmayacaktır.
2. Kuran tercümelerinde “Mağribe’ş şemsi” ifadesinde geçen mağrib kelimesi batı olarak tercüme edilmiştir. Güneş kelimesi ile yanyana geldiğinde Güneşin batıdan batması ile özdeşleştirilerek “mağribe’ş şemsi” ifadesine bu anlam yüklenmiştir. Ancak şu bir gerçektir dünya üzerinde her insanın bulunduğu konuma göre güneşin battığının düşünüldüğü yer farklılık teşkil eder. Yani herkesin batısı farklı bir konumdur. Örneğin Berlin’e göre İstanbul bir doğu şehridir ama Kahire’ye göre İstanbul bir batı şehri olacaktır. Ayette geçen “mağribe’ş şemsi” ifadesini Arapça dilbilgisi kurallarına göre incelediğimizde bu isim tamlamasının “marife” yani “bilinen” takısı aldığını görüyoruz. Bu şu anlama geliyor bu ifade ile batı yönündeki herhangi bir konum değil herkesçe bilinen, malum bir yer kastediliyor. Özetle dünyada Güneş’in içinde kaybolduğu, battığı bilinen bir yerin varlığı bilimsel olarak mümkün olmadığından, ayette geçen “mağribe’ş şemsi” ifadesi ile herkesçe bilinen ve güneşle sembolize edilen başka bir “ismin/nesnenin yeri” belirtilmektedir.
3. Mağrib kelimesi ğ+r+b kök harflerinden türemiştir. Kelime kök olarak “uzaklaşmak, garipleşmek, ayrı düşmek, giderken gözden kaybolmak, görüş alanından çıkmak, bir tarafa doğru yönelmek, tuhaf olmak, gözle görülmeyecek kadar uzaklaşmak, uzak memleketlere yolculuk yapmak” şeklinde manalara sahiptir. Arapça’da Güneşin ufkun içinde kaybolması “el Garbu” olarak ifade edilir. Ayrıca uzakta olan her türlü şeye ve kendi cinsi arasında benzeri olmayan her türlü şeye “garibu” denmiştir. Örneğin kılıca, vurduğu herhangi bir şeyin içinde kaybolup batmasından dolayı “garbus seyfi” denmiştir. Kovaya da kuyudaki uzaklığı ve kuyudan uzaklaşarak gözden kaybolmasından dolayı ‘garbu” denilmiştir. Siyahlık yönüyle kargaya benzeyen bir şeyin adı da “garabiybu” olarak adlandırılır. Diğer örnekler şöyledir:
Guruben => Batmak, kaybolmak, gizlenmek, uzakta olmak
Garabaten => Tuhaf olmak, garip olmak, acayip olmak, gizli olmak, anlaşılmaz olmak
İgraben=> Batıya gelmek, batı yönüne gitmek, tuhaflık yapmak, acayip bir hareket yapmak
Mağribun => Batış yeri, batış zamanı
Özetle Mağrib kelimesi ile aynı kökenden olan yukarıdaki kelimelerin anlamlarının “batmak, kaybolmak, gizlenmek, acayip olmak, anlaşılmaz olmak, batış yeri ve zamanı” olması tam da Koronavirüsün özelliklerine işaret etmektedir.
4. Kuran Meallerinde Kehf Suresi 86. ayette geçen “tağrubu” kelimesine “batar” anlamı verilmiştir. Oysa “tağrubu” kelimesi “mağrib” kelimesinin de türediği geniş zamanlı, tekil ve dişi bir kelimedir. Yani burada geçmişte yaşanmış bitmiş bir olay değil, “geniş zaman içinde yaşanan” bir olaydan bahsedilmektedir. Bu yönüyle de bu ayette ahir zamanda yaşanacak olan Koronavirüs salgınına işaret vardır.
5. Bu ayette geçen “mağribe’ş şemsi” ifadesinin içinde yer alan “şemsi” kelimesi “ş+m+s” kök harflerinden türemiştir. “Şemsun” sözcüğü güneş yuvarlağı ve ondan yayılan ışıkla ilgili kullanılır. Örneğin bir kimse için “şemse fulanun” denilirken ifadede geçen “şemse” kelimesiyle bu kişinin korkup kaçtığı, sabit, sakin bir şekilde durmadığı anlatılır. “Mağribe’ş şemsi” ifadesinde de burada anlatılan nesne, sabit ve sakin bir şekilde durmaması yönüyle güneşe benzetilmiş ve böyle denmiştir.
6. “Şems” kelimesi fiil olarak “yerinde durmamak, ürkerek kaçmak, sabit ve sakin olmamak” anlamlarındaki kökten türemiştir. Her gün farklı bir yerden belirip, ortaya çıkmasından dolayı bu kelime bizim Güneşimize isim olmuştur. Şems kelimesi bilinen “Güneş” anlamı dışında sözlüklerde şu anlamlarda yer alır.
شَمَسَ لَهُ………………………………. Eziyet vermeye hazırlanmak.
شَمَسَ الرَّجُلُ………………………….. Kafa tutmak, inat etmek, karşı çıkmak.
شَمَسَ فُلانٌ فُلانًا مُشَامَسةً شِمَاسًا…….. İnatlaşmak, dik kafalılık yapmak, diklenmek.
شِمَاسٌ………………………………… İnatlaşma, birine karşı dikleşme, direnme.
شَمُوسٌ………………………………… Dik kafalı, inatçı, uyumsuz.
7. “Mağribe’ş şemsi” ifadesinin kelime köklerine baktığımızda görülen o ki bu ayette bildiğimiz gök cismi “Güneş”ten ve onun battığı yerden bahsedilmiyor. Burada doğru tercümeye göre “o inatçının / dikleşenin / kararsızın / kafa tutanın saklandığı yer” anlatılmaktadır. Bu özellikler tam da Koronavirüsünkilerle uyuşmaktadır. Koronavirüs tam olarak, الشَّمْس güneş kelimesinden türeyen isimlerin özelliklerinde olduğu gibi oldukça inatçı, eziyet verici, kafa tutan, dikbaşlı, dirençli ve uyumsuzdur. Bu özellikleri sebebiyle de şu an onu yok etmek için bir çözüm bulunamamaktadır. Virüsten korunmak için en etkili yöntemler ise ondan saklanmak, izole olmak, karantinada veya ev hapsinde olmaktır.
8. Ayette geçen “… Güneşi kara çamurlu bir gözede batmakta buldu…” ifadesiyle Güneş kelimesiyle işaret edilen Koronavirüsün hücrenin içine giriş şekli sembolize ediliyor. Bilindiği gibi hücre mikroskop altında simsiyah balçık gibi bir görünüme sahiptir. Koronavirüs de balçık görünümündeki hücrenin içine kendini bir kılıf içinde gizleyerek yani batarak girmektedir. Arapça’da ‘kılıcın batması’na “garbus seyfi” denilmesini de kılıcın, vurduğu herhangi bir şeyin içinde kaybolup batması nedeniyle olduğunu yukarda belirtmiştik. Burada da aynı kelime kökünden gelen “tegrubu’ kelimesi kullanılmıştır ve Koronavirüs de aynı kılıç gibi hücrenin içine batıp içinde kaybolmaktadır.
9. Ayette geçen “ya azaba uğratırsın veya içlerinde güzelliği (geçerli ilke) edinirsin” ifadesiyle Koronavirüsün kimi insanlarda çok şiddetli semptomlarla kendini göstermesine kimilerinde ise hiçbir rahatsızlığa neden olmamasına işaret ediliyor.
AYET 5
Sonra (yine) bir yol tuttu. (Kehf Suresi, 89)
Ayette durmayan, hareket eden bir yapıdan bahsedilmektedir. İşari manasıyla bakıldığında ayette Koronavirüsün sürekli hareket ederek yayılmasına ve sürekli farklı bölgelerde çıkmasına işaret edilmektedir.
AYET 6
Sonunda güneşin doğduğu yere kadar ulaştı ve onu (güneşi), kendileri için bir siper kılmadığımız bir kavim üzerine doğmakta iken buldu. (Kehf Suresi, 90)
Bu ayetle Güneşin hiçbir engel olmayan bir yere ulaşmasından bahsedilmektedir ki bu da işari manada Koronavirüsün karantina uygulanmayan bölgelere ulaştığına bakıyor olabilir. Buralarda karantina uygulanmamasının sebebi bu bölgeye Güneşin yani işari anlamıyla Koronavirüsün ulaşmamış olmasıdır. Ayrıca ayetin devamında “kendileri için bir siper kılmadığımız bir kavim üzerine doğmakta iken buldu” ifadesiyle de Koronavirüsten kaçış olmadığı, bu virüsün bütün dünyaya Güneş gibi ulaşabildiğine işaret edilmektedir.
AYET 7
İşte böyle, onun yanında “özü kapsayan bilgi olduğunu” (veya yanında olup-biten herşeyi) Biz (ilmimizle) büsbütün kuşatmıştık. (Kehf Suresi, 91)
Bu ayette yine işari manada, virüsün, salgının, hastalananların, virüsten hiç etkilenmeyenlerin, karantinanın kısaca herşeyin Allah’ın bilgisi dahilinde gerçekleştiği anlatılıyor.
AYET 8
Sonra bir yol (daha) tuttu. (Kehf Suresi, 92)
Ayette yine durmayan ve sürekli hareket halinde olan, kendine yeni bir yol bulan, tekrarlanan bir şeyden bahsedilmektedir. Koronavirüsün sürekli gezerek başka bölgelere ulaşmasının yanısıra dünya üzerinde görülmediği çok nadir yer olacağına da bu ayette işaret ediliyor.
AYET 9
İki seddin arasına kadar ulaştı, onların (sedlerin) önünde hemen hemen hiçbir sözü kavramayan bir kavim buldu. (Kehf Suresi, 93)
“İki seddin arasına ulaştı” ifadesiyle koronavirüsün karantina uygulanan iki bölge arasındaki bir yere ulaştığına işaret ediliyor.
AYET 10
Dediler ki: “Ey Zu’l-Karneyn, gerçekten Ye’cuc ve Me’cuc, yeryüzünde bozgunculuk çıkarıyorlar, bizimle onlar arasında bir sed inşa etmen için sana vergi verelim mi?” (Kehf Suresi, 94)
İşari manada bakıldığında ayetten, izolasyonu kabul etmeyen birtakım insanların olduğu anlaşılıyor. Buna bir çözüm bulmak için onlara, bir şekilde karantina uygulamanın mümkün olup olmadığı soruşturuluyor.
AYET 11
Dedi ki: “Rabbim’in beni kendisinde sağlam bir iktidarla yerleşik kıldığı (güç, nimet ve imkan), daha hayırlıdır. Madem öyle, bana (insani) güçle yardım edin de, sizinle onlar arasında sapasağlam bir engel kılayım.” (Kehf Suresi, 95)
Bu ayette Zulkarneyn’in inşa ettiği set ile Koronavirüse karşı karantina uygulanmasının gerekliliğine işaret ediliyor. Ayrıca insani güçle yardım istenmesi de karantinanın, ev hapsinin, sosyal mesafe kurallarının tüm insanlarca hep birlikte yapıldığında ancak fayda vereceğine bir işarettir.
AYET 12
“Bana demir kütleleri getirin”, iki dağın arası eşit düzeye gelince, “Körükleyin” dedi. Onu ateş haline getirinceye kadar (bu işi yaptı, sonra:) dedi ki: “Bana getirin, üzerine eritilmiş bakır dökeyim.” (Kehf Suresi, 96)
Ayete göre Zulkarneyn çok güçlü, sağlam, etkin bir set inşa etmiştir. Burada da Koronavirüse karşı karantinanın çok güçlü olması, en ufak bir ihmalin olmaması gerektiği anlaşılmaktadır.
AYET 13
Böylelikle, ne onu aşabildiler ne onu delmeye güç yetirebildiler. (Kehf Suresi, 97)
Zulkarneyn’in burada bildirildiği gibi aşılamayan ve delinemeyen, müthiş güçlü bir set inşa etmesi, karantinanın güçlü uygulanması gerektiğine işarettir. Ancak güçlü karantina uygulaması ile Koronavirüsün yayılma hızının azalacağı anlaşılıyor.
AYET 14
Yecuc ve Mecuc (un sedleri) açıldığında, onlar her bir tepeden akın ederler… (Enbiya Suresi, 96)
Bu ayette “seddin açılması” ifadesi ile karantinanın delinmesi veya karantina kurallarına uyulmadığı taktirde Koronavirüs salgınının 2. kez atak yapacak olmasına dair bir işaret vardır.
AYET 15
Dedi ki: “Bu benim Rabbim’den bir rahmettir. Rabbim’in va’di geldiği zaman, O, bunu dümdüz eder; Rabbim’in va’di haktır.” (Kehf Suresi, 98)
Bu ayette “Rabbimin vaadi geldiği zaman, O, bunu dümdüz eder” ifadesiyle zamanı geldiğinde karantinanın kalkacağına işaret edilmektedir.
AYET 16
Biz o gün, bir kısmını bir kısmı içinde dalgalanırcasına bırakmışızdır. Sur’a da üfürülmüştür, artık onların tümünü birarada toparlamışız. (Kehf Suresi, 99)
Bu ayette geniş insan topluluklarının biraraya geldikleri anlatılır.
AYET 17
Ve o gün, cehennemi, inkar edenlere tam bir sunuşla sunmuşuz. (Kehf Suresi, 100)
Bir önceki ayetle de bağlantılı olarak işari anlamda kalabalık insan topluluklarının salgın döneminde bir araya gelmelerinin ciddi sayıda vaka artışına sebep olacağı, bunun neticesinde de vefat eden insan sayısının çok yüksek olacağı anlaşılmaktadır.
AYET 18
İnkar edenler, Beni bırakıp kullarımı veliler edindiklerini mi sandılar? Gerçekten Biz cehennemi kafirler için bir durak olarak hazırlamışız. (Kehf Suresi, 102)
Bu ayette insanları kendine kul haline getirmek isteyen Deccali sistemin ahir zamanda yaşanacak olan dünya çapındaki Koronavirüs salgını sonrasında müthiş bir çöküşle çökeceğine işaret vardır.
AYET 19
De ki: “Davranış (ameller) bakımından en çok hüsrana uğrayacak olanları size haber vereyim mi? Onların, dünya hayatındaki bütün çabaları boşa gitmişken, kendilerini gerçekte güzel iş yapmakta sanıyorlar.” (Kehf Suresi, 103-104)
Bu ayetlerde Deccali sistemin ilk başlarda dünyaya dinsizliği hakim kılmak için büyük bir çaba sarfettiği, Darwinizm, komünizm gibi Allah’ı inkar üzerine kurulu çeşitli ideolojileri dünya çapında yaygınlaştırarak oldukça uzun bir hazırlık ve plan içerisinde olduğu anlaşılıyor. Kendilerince dinsiz bir dünya devletini, bir nevi komünist sistemi dünyaya hakim kılmayı planlarken ahir zamanda yaşanacak olan büyük Koronavirüs salgını sonrasında tüm planlarının alt üst olup, dünyanın başlarına yıkılacağına bu ayet işaret ediyor. Nitekim tüm otoriteler de yaşanan Koronavirüs salgını sonrasında dünyada bilinen tüm ezberlerin bozulduğu, tüm dengelerin alt üst olduğu ve artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı yönünde hem fikirler. Şu bir gerçek ki yaşanan bu büyük salgınla insanlar fedakarlıkta bulunmayı, yardımlaşmayı, insaniyeti kısaca Allah’ın dünyayı var etme amacını yani sevginin gerekliliğini anladılar.
Konu hakkında detaylı bilgi vermeden önce Kuran ayetlerinin asıl manalarının dışında bir de işari anlamlarının olduğu hususunu hatırlatmakta fayda var. Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri, Şualar adlı eserinde Kuran’ın içerdiği işari anlamlar hakkında şöyle yazmıştır:
“Her bir âyetin müteaddit (birçok) mânâları vardır. Hem her bir mânâ küllîdir (kapsamlıdır); her asırda efradı (fertleri/bireyleri) bulunur. Bahsimizde bu asrımıza bakan yalnız mânâ-yı işârî (işaretlerle ifade edilen anlam) tabakasıdır (derecesidir). Hem o küllî (kapsamlı) mânada, asrımız bir ferttir (bireydir). Fakat hususiyet (özellik) kesb etmiş (kazanmış) ki, ona tarihiyle bakar.” (Şualar, Bir ihtar, 350. Sayfa)
Kehf ve Zulkarneyn kıssalarındaki ayetleri incelediğimizde “Güneş”le ilgili anlatımlarda dikkat çekici hususlar göze çarpıyor. 2019 yılının son aylarında ortaya çıkan ve dünya çapında kitlesel ölümlere neden olan Koronavirüs salgını ile bu kıssalarda bahsi geçen “Güneş” kelimesi arasında işari manası ile ele alındığında dikkat çekici bir bağ olduğunu görüyoruz.
Kehf Suresi’ndeki koronavirüse işaret eden ayetlere geçmeden önce Peygamberimiz (sav)’in ahir zamanda ortaya çıkacak olan ve “beyaz ölüm”le sembolize edilen hadislerine bakalım.
İmam Cafer Sadık şöyle dedi: “Mehdi’nin çıkışından önce iki tür ölüm olur. Kızıl ölüm ve beyaz ölüm… Kızıl ölüm kılıçlarla, beyaz ölüm ise salgın hastalık ile olur.” (Biharul Envar, 52/207)
Emirülmuminin Ali, Peygamberimiz (sav)in şöyle dediğini aktardı: “Korkunç katliam, hızlı ölüm ve tiksindirici salgın hastalık olacak… Derken alametler iyice artacak, hatta gördükleri dehşetten dolayı hayatta olan insanlar ölmeyi isteyecek. Helak olan rahatlayacak. Allah’ın hakkında hayır dilediği kişi ise kurtulacak. Sonra çocuklarımdan biri (Mehdi) çıkarak zulüm ve haksızlıkla dolan yeryüzünü adalet ve doğrulukla dolduracak.” (Mucemul Ehadis-i İmam Mehdi, Cild:3, Sayfa:141)
Peygamberimiz (sav), Hz. Mehdi’nin çıkışından önce çok sayıda insanın “Beyaz ölüm” olarak nitelendirilen bir salgın hastalıkla hayatını kaybedeceğini hadislerinde bildirmiştir. Hadiste geçen “Beyaz ölüm” koronavirüse işarettir çünkü bu virüs, “kızıl ölüm”ün aksine, kan akıtmadan büyük çaplı ölümlere sebep olmaktadır. Aynı zamanda Koronavirüs salgını ile mücadelede “beyaz” tulumlar, “beyaz” eldivenler, “beyaz” maskeler kullanılması da ahir zamanda çıkacak Koronavirüs salgınına sembolik olarak işaret etmektedir.
Hadislerin yanısıra ahir zamanda yaşanacağı bildirilen salgın hastalık olan Koronavirüse, Kuran-ı Kerim’deki Kehf ve Zulkarneyn kıssalarında da işaretler vardır. Bu kıssalardaki “Güneş” kelimesi işari manada Koronavirüs ile bağlantılıdır.
GÜNEŞ VE KORONAVİRÜS
1. “Korona” kelimesi yıldızların etrafında bulunan plazma halindeki “taç küre”nin İngilizce adıdır. Bizim Güneşimizin etrafındaki bu plazma özellikle Güneş tutulmalarında gözlenir. Uzay çok soğuk ve Güneş de çok sıcak olduğu için Güneşten çıkan iyonlar uzaya dağılırken ışınlar halini alır. Koronavirüsü mikroskop altında incelediğimizde ise şekil olarak Güneşten çıkan ışınlara benzer şekilde dış yüzeyinden dikenler çıkan bir küreye benzediğini görürüz. Koronavirüs evrensel olarak tam da bu şekilde, kürenin etrafından ışınlar saçan sembolle modellenmiştir.
Koronavirüsün bu ismi, Güneşe benzerliğinden dolayı alması, Kehf Kıssası’nda geçen “güneş” kelimesinin de Koronavirüsü temsil ettiğine bir işarettir. Ahir zamanda büyük salgına sebep olan Koronavirüsün, bundan 1400 yıl önce Kuran’da işari olarak anlatılması Kuran’ın büyük mucizelerinden biridir.
2. Kuran’da Şems kelimesi “Güneş” anlamıyla çeşitli yerlerde geçerken sadece Kehf Suresi 86. ayette yani Kuran’da tek bir yerde مَغْرِبَ الشَّمْسِ “mağribe’ş şemsi” şeklinde bir isim tamlaması olarak geçmektedir. Ve Kuran’da ‘Güneş’ kelimesinin bu şekildeki kullanımı, bilinen Arapça dilbilgisi kurallarından farklılık göstermektedir. Bu nedenle buradaki Güneş kelimesi ile bildiğimiz gök cismi Güneş’in dışındaki başka bir nesneden bahsedildiği anlaşılmaktadır.
Şimdi Kuran’daki bahsi geçen Kehf Ehli ve Zulkarneyn ile Yecüc Mecüc kıssalarının anlatıldığı ayetlerde Koronavirüse işaret olan hususları tek tek inceleyelim.
KURAN’DA KEHF VE ZULKARNEYN KISSALARINDA GEÇEN “GÜNEŞ” KELİMESİ KORONAVİRÜSE İŞARETTİR
AYET 1
“(Onlara baktığında) Görürsün ki, Güneş doğduğunda mağaralarına sağ yandan yönelir, battığında onları sol yandan keser-geçerdi ve onlar da onun (mağaranın) geniş boşluğundalardı…” (Kehf Suresi, 17)
Kuran’da Kehf Ehli’nin bir mağarada uzun zamanlar boyunca kaldıkları anlatılır. Kehf Ehli bu zaman içerisinde mağarada bir nevi izole durumdadır. Bu nedenle ayette Korona gibi salgın hastalıklardan korunmada en etkin yöntemin karantina olduğuna işaret vardır.
AYET 2
O da, bir yol tuttu. (Kehf Suresi, 85)
Bu ayette Koronavirüsün belli bir zamanda, belli bir yerde çıkacağına işaret vardır.
AYET 3
Nihayet (aracı) dik başlının saklandığı o yere (مَغْرِبَ الشَّمْسِ mağribe’ş şemsi) ulaşınca onu kara çamurlu bir gözede batmakta buldu, yanında bir kavim gördü. Zülkarneyn, onlara azap da edebilirsin, iyi muamelede de bulunabilirsin, dedik. (Kehf Suresi, 86)
Kehf Suresi 86. ayette geçen مَغْرِبَ الشَّمْسِ “mağribe’ş şemsi” yani “dikbaşlının saklandığı o yer” isim tamlaması Kuran Meallerinde “Güneşin battığı yer” olarak çevrilmiştir. Oysa Kuran’da sadece tek bir yerde ve sadece bu ayette geçen “mağribe’ş şemsi” isim tamlamasına bu anlamı vermek mümkün değildir. Çünkü;
1. “Mağribe’ş şemsi” ifadesi, bir kelime değil iki isimden oluşan bir isim tamlamasıdır ve bu ifadeye düz anlamı ile baktığımızda “içinde herhangi bir eylemin yapıldığı mekan ismi” anlatılmalıdır. O mekanda eylemi yapan “güneş”, yaptığı eylem ise “batmak”tır. Ancak biz şunu biliyoruz ki Güneş dünyanın hiçbir noktasında batmaz. Dünyamız döndüğü için Güneş bizim ufkumuzdan kaybolur. Bu nedenle burada batma eylemi yoktur. Şu durumda “mağribe’ş şemsi” kelimesini “güneşin battığı yer” olarak tercüme etmek doğru olmayacaktır.
2. Kuran tercümelerinde “Mağribe’ş şemsi” ifadesinde geçen mağrib kelimesi batı olarak tercüme edilmiştir. Güneş kelimesi ile yanyana geldiğinde Güneşin batıdan batması ile özdeşleştirilerek “mağribe’ş şemsi” ifadesine bu anlam yüklenmiştir. Ancak şu bir gerçektir dünya üzerinde her insanın bulunduğu konuma göre güneşin battığının düşünüldüğü yer farklılık teşkil eder. Yani herkesin batısı farklı bir konumdur. Örneğin Berlin’e göre İstanbul bir doğu şehridir ama Kahire’ye göre İstanbul bir batı şehri olacaktır. Ayette geçen “mağribe’ş şemsi” ifadesini Arapça dilbilgisi kurallarına göre incelediğimizde bu isim tamlamasının “marife” yani “bilinen” takısı aldığını görüyoruz. Bu şu anlama geliyor bu ifade ile batı yönündeki herhangi bir konum değil herkesçe bilinen, malum bir yer kastediliyor. Özetle dünyada Güneş’in içinde kaybolduğu, battığı bilinen bir yerin varlığı bilimsel olarak mümkün olmadığından, ayette geçen “mağribe’ş şemsi” ifadesi ile herkesçe bilinen ve güneşle sembolize edilen başka bir “ismin/nesnenin yeri” belirtilmektedir.
3. Mağrib kelimesi ğ+r+b kök harflerinden türemiştir. Kelime kök olarak “uzaklaşmak, garipleşmek, ayrı düşmek, giderken gözden kaybolmak, görüş alanından çıkmak, bir tarafa doğru yönelmek, tuhaf olmak, gözle görülmeyecek kadar uzaklaşmak, uzak memleketlere yolculuk yapmak” şeklinde manalara sahiptir. Arapça’da Güneşin ufkun içinde kaybolması “el Garbu” olarak ifade edilir. Ayrıca uzakta olan her türlü şeye ve kendi cinsi arasında benzeri olmayan her türlü şeye “garibu” denmiştir. Örneğin kılıca, vurduğu herhangi bir şeyin içinde kaybolup batmasından dolayı “garbus seyfi” denmiştir. Kovaya da kuyudaki uzaklığı ve kuyudan uzaklaşarak gözden kaybolmasından dolayı ‘garbu” denilmiştir. Siyahlık yönüyle kargaya benzeyen bir şeyin adı da “garabiybu” olarak adlandırılır. Diğer örnekler şöyledir:
Guruben => Batmak, kaybolmak, gizlenmek, uzakta olmak
Garabaten => Tuhaf olmak, garip olmak, acayip olmak, gizli olmak, anlaşılmaz olmak
İgraben=> Batıya gelmek, batı yönüne gitmek, tuhaflık yapmak, acayip bir hareket yapmak
Mağribun => Batış yeri, batış zamanı
Özetle Mağrib kelimesi ile aynı kökenden olan yukarıdaki kelimelerin anlamlarının “batmak, kaybolmak, gizlenmek, acayip olmak, anlaşılmaz olmak, batış yeri ve zamanı” olması tam da Koronavirüsün özelliklerine işaret etmektedir.
4. Kuran Meallerinde Kehf Suresi 86. ayette geçen “tağrubu” kelimesine “batar” anlamı verilmiştir. Oysa “tağrubu” kelimesi “mağrib” kelimesinin de türediği geniş zamanlı, tekil ve dişi bir kelimedir. Yani burada geçmişte yaşanmış bitmiş bir olay değil, “geniş zaman içinde yaşanan” bir olaydan bahsedilmektedir. Bu yönüyle de bu ayette ahir zamanda yaşanacak olan Koronavirüs salgınına işaret vardır.
5. Bu ayette geçen “mağribe’ş şemsi” ifadesinin içinde yer alan “şemsi” kelimesi “ş+m+s” kök harflerinden türemiştir. “Şemsun” sözcüğü güneş yuvarlağı ve ondan yayılan ışıkla ilgili kullanılır. Örneğin bir kimse için “şemse fulanun” denilirken ifadede geçen “şemse” kelimesiyle bu kişinin korkup kaçtığı, sabit, sakin bir şekilde durmadığı anlatılır. “Mağribe’ş şemsi” ifadesinde de burada anlatılan nesne, sabit ve sakin bir şekilde durmaması yönüyle güneşe benzetilmiş ve böyle denmiştir.
6. “Şems” kelimesi fiil olarak “yerinde durmamak, ürkerek kaçmak, sabit ve sakin olmamak” anlamlarındaki kökten türemiştir. Her gün farklı bir yerden belirip, ortaya çıkmasından dolayı bu kelime bizim Güneşimize isim olmuştur. Şems kelimesi bilinen “Güneş” anlamı dışında sözlüklerde şu anlamlarda yer alır.
شَمَسَ لَهُ………………………………. Eziyet vermeye hazırlanmak.
شَمَسَ الرَّجُلُ………………………….. Kafa tutmak, inat etmek, karşı çıkmak.
شَمَسَ فُلانٌ فُلانًا مُشَامَسةً شِمَاسًا…….. İnatlaşmak, dik kafalılık yapmak, diklenmek.
شِمَاسٌ………………………………… İnatlaşma, birine karşı dikleşme, direnme.
شَمُوسٌ………………………………… Dik kafalı, inatçı, uyumsuz.
7. “Mağribe’ş şemsi” ifadesinin kelime köklerine baktığımızda görülen o ki bu ayette bildiğimiz gök cismi “Güneş”ten ve onun battığı yerden bahsedilmiyor. Burada doğru tercümeye göre “o inatçının / dikleşenin / kararsızın / kafa tutanın saklandığı yer” anlatılmaktadır. Bu özellikler tam da Koronavirüsünkilerle uyuşmaktadır. Koronavirüs tam olarak, الشَّمْس güneş kelimesinden türeyen isimlerin özelliklerinde olduğu gibi oldukça inatçı, eziyet verici, kafa tutan, dikbaşlı, dirençli ve uyumsuzdur. Bu özellikleri sebebiyle de şu an onu yok etmek için bir çözüm bulunamamaktadır. Virüsten korunmak için en etkili yöntemler ise ondan saklanmak, izole olmak, karantinada veya ev hapsinde olmaktır.
8. Ayette geçen “… Güneşi kara çamurlu bir gözede batmakta buldu…” ifadesiyle Güneş kelimesiyle işaret edilen Koronavirüsün hücrenin içine giriş şekli sembolize ediliyor. Bilindiği gibi hücre mikroskop altında simsiyah balçık gibi bir görünüme sahiptir. Koronavirüs de balçık görünümündeki hücrenin içine kendini bir kılıf içinde gizleyerek yani batarak girmektedir. Arapça’da ‘kılıcın batması’na “garbus seyfi” denilmesini de kılıcın, vurduğu herhangi bir şeyin içinde kaybolup batması nedeniyle olduğunu yukarda belirtmiştik. Burada da aynı kelime kökünden gelen “tegrubu’ kelimesi kullanılmıştır ve Koronavirüs de aynı kılıç gibi hücrenin içine batıp içinde kaybolmaktadır.
9. Ayette geçen “ya azaba uğratırsın veya içlerinde güzelliği (geçerli ilke) edinirsin” ifadesiyle Koronavirüsün kimi insanlarda çok şiddetli semptomlarla kendini göstermesine kimilerinde ise hiçbir rahatsızlığa neden olmamasına işaret ediliyor.
AYET 5
Sonra (yine) bir yol tuttu. (Kehf Suresi, 89)
Ayette durmayan, hareket eden bir yapıdan bahsedilmektedir. İşari manasıyla bakıldığında ayette Koronavirüsün sürekli hareket ederek yayılmasına ve sürekli farklı bölgelerde çıkmasına işaret edilmektedir.
AYET 6
Sonunda güneşin doğduğu yere kadar ulaştı ve onu (güneşi), kendileri için bir siper kılmadığımız bir kavim üzerine doğmakta iken buldu. (Kehf Suresi, 90)
Bu ayetle Güneşin hiçbir engel olmayan bir yere ulaşmasından bahsedilmektedir ki bu da işari manada Koronavirüsün karantina uygulanmayan bölgelere ulaştığına bakıyor olabilir. Buralarda karantina uygulanmamasının sebebi bu bölgeye Güneşin yani işari anlamıyla Koronavirüsün ulaşmamış olmasıdır. Ayrıca ayetin devamında “kendileri için bir siper kılmadığımız bir kavim üzerine doğmakta iken buldu” ifadesiyle de Koronavirüsten kaçış olmadığı, bu virüsün bütün dünyaya Güneş gibi ulaşabildiğine işaret edilmektedir.
AYET 7
İşte böyle, onun yanında “özü kapsayan bilgi olduğunu” (veya yanında olup-biten herşeyi) Biz (ilmimizle) büsbütün kuşatmıştık. (Kehf Suresi, 91)
Bu ayette yine işari manada, virüsün, salgının, hastalananların, virüsten hiç etkilenmeyenlerin, karantinanın kısaca herşeyin Allah’ın bilgisi dahilinde gerçekleştiği anlatılıyor.
AYET 8
Sonra bir yol (daha) tuttu. (Kehf Suresi, 92)
Ayette yine durmayan ve sürekli hareket halinde olan, kendine yeni bir yol bulan, tekrarlanan bir şeyden bahsedilmektedir. Koronavirüsün sürekli gezerek başka bölgelere ulaşmasının yanısıra dünya üzerinde görülmediği çok nadir yer olacağına da bu ayette işaret ediliyor.
AYET 9
İki seddin arasına kadar ulaştı, onların (sedlerin) önünde hemen hemen hiçbir sözü kavramayan bir kavim buldu. (Kehf Suresi, 93)
“İki seddin arasına ulaştı” ifadesiyle koronavirüsün karantina uygulanan iki bölge arasındaki bir yere ulaştığına işaret ediliyor.
AYET 10
Dediler ki: “Ey Zu’l-Karneyn, gerçekten Ye’cuc ve Me’cuc, yeryüzünde bozgunculuk çıkarıyorlar, bizimle onlar arasında bir sed inşa etmen için sana vergi verelim mi?” (Kehf Suresi, 94)
İşari manada bakıldığında ayetten, izolasyonu kabul etmeyen birtakım insanların olduğu anlaşılıyor. Buna bir çözüm bulmak için onlara, bir şekilde karantina uygulamanın mümkün olup olmadığı soruşturuluyor.
AYET 11
Dedi ki: “Rabbim’in beni kendisinde sağlam bir iktidarla yerleşik kıldığı (güç, nimet ve imkan), daha hayırlıdır. Madem öyle, bana (insani) güçle yardım edin de, sizinle onlar arasında sapasağlam bir engel kılayım.” (Kehf Suresi, 95)
Bu ayette Zulkarneyn’in inşa ettiği set ile Koronavirüse karşı karantina uygulanmasının gerekliliğine işaret ediliyor. Ayrıca insani güçle yardım istenmesi de karantinanın, ev hapsinin, sosyal mesafe kurallarının tüm insanlarca hep birlikte yapıldığında ancak fayda vereceğine bir işarettir.
AYET 12
“Bana demir kütleleri getirin”, iki dağın arası eşit düzeye gelince, “Körükleyin” dedi. Onu ateş haline getirinceye kadar (bu işi yaptı, sonra:) dedi ki: “Bana getirin, üzerine eritilmiş bakır dökeyim.” (Kehf Suresi, 96)
Ayete göre Zulkarneyn çok güçlü, sağlam, etkin bir set inşa etmiştir. Burada da Koronavirüse karşı karantinanın çok güçlü olması, en ufak bir ihmalin olmaması gerektiği anlaşılmaktadır.
AYET 13
Böylelikle, ne onu aşabildiler ne onu delmeye güç yetirebildiler. (Kehf Suresi, 97)
Zulkarneyn’in burada bildirildiği gibi aşılamayan ve delinemeyen, müthiş güçlü bir set inşa etmesi, karantinanın güçlü uygulanması gerektiğine işarettir. Ancak güçlü karantina uygulaması ile Koronavirüsün yayılma hızının azalacağı anlaşılıyor.
AYET 14
Yecuc ve Mecuc (un sedleri) açıldığında, onlar her bir tepeden akın ederler… (Enbiya Suresi, 96)
Bu ayette “seddin açılması” ifadesi ile karantinanın delinmesi veya karantina kurallarına uyulmadığı taktirde Koronavirüs salgınının 2. kez atak yapacak olmasına dair bir işaret vardır.
AYET 15
Dedi ki: “Bu benim Rabbim’den bir rahmettir. Rabbim’in va’di geldiği zaman, O, bunu dümdüz eder; Rabbim’in va’di haktır.” (Kehf Suresi, 98)
Bu ayette “Rabbimin vaadi geldiği zaman, O, bunu dümdüz eder” ifadesiyle zamanı geldiğinde karantinanın kalkacağına işaret edilmektedir.
AYET 16
Biz o gün, bir kısmını bir kısmı içinde dalgalanırcasına bırakmışızdır. Sur’a da üfürülmüştür, artık onların tümünü birarada toparlamışız. (Kehf Suresi, 99)
Bu ayette geniş insan topluluklarının biraraya geldikleri anlatılır.
AYET 17
Ve o gün, cehennemi, inkar edenlere tam bir sunuşla sunmuşuz. (Kehf Suresi, 100)
Bir önceki ayetle de bağlantılı olarak işari anlamda kalabalık insan topluluklarının salgın döneminde bir araya gelmelerinin ciddi sayıda vaka artışına sebep olacağı, bunun neticesinde de vefat eden insan sayısının çok yüksek olacağı anlaşılmaktadır.
AYET 18
İnkar edenler, Beni bırakıp kullarımı veliler edindiklerini mi sandılar? Gerçekten Biz cehennemi kafirler için bir durak olarak hazırlamışız. (Kehf Suresi, 102)
Bu ayette insanları kendine kul haline getirmek isteyen Deccali sistemin ahir zamanda yaşanacak olan dünya çapındaki Koronavirüs salgını sonrasında müthiş bir çöküşle çökeceğine işaret vardır.
AYET 19
De ki: “Davranış (ameller) bakımından en çok hüsrana uğrayacak olanları size haber vereyim mi? Onların, dünya hayatındaki bütün çabaları boşa gitmişken, kendilerini gerçekte güzel iş yapmakta sanıyorlar.” (Kehf Suresi, 103-104)
Bu ayetlerde Deccali sistemin ilk başlarda dünyaya dinsizliği hakim kılmak için büyük bir çaba sarfettiği, Darwinizm, komünizm gibi Allah’ı inkar üzerine kurulu çeşitli ideolojileri dünya çapında yaygınlaştırarak oldukça uzun bir hazırlık ve plan içerisinde olduğu anlaşılıyor. Kendilerince dinsiz bir dünya devletini, bir nevi komünist sistemi dünyaya hakim kılmayı planlarken ahir zamanda yaşanacak olan büyük Koronavirüs salgını sonrasında tüm planlarının alt üst olup, dünyanın başlarına yıkılacağına bu ayet işaret ediyor. Nitekim tüm otoriteler de yaşanan Koronavirüs salgını sonrasında dünyada bilinen tüm ezberlerin bozulduğu, tüm dengelerin alt üst olduğu ve artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı yönünde hem fikirler. Şu bir gerçek ki yaşanan bu büyük salgınla insanlar fedakarlıkta bulunmayı, yardımlaşmayı, insaniyeti kısaca Allah’ın dünyayı var etme amacını yani sevginin gerekliliğini anladılar.
